Baştan söyleyeyim, benim “Yaratıcı Yazarlık” sertifikam yok! Sertifikam olmadığı gibi “Blog nasıl yazılır?” kursunda günlerimi geçirip kurs sonunda verdikleri katılım belgesinden de almadım. Aslında bakarsanız blog yazımı ile ilgili ne akademik bir bilgim var ne de böyle bir eğitime dahil oldum geçmişte. İyi blog yazdığımı da söylemem. Ama 2011’den beri kendi çapımda yazmaya çalışıyorum. Eğer yazdığım bir yazıyı değerlendirirken yazının kendisi yerine benim sahip olduğum sertifikalara bakanlardansanız, işte bu yazı sizin için geliyor.

Sertifika. Bugün nefret kusacağımız olayın baş rol oyuncusu. İnsanların, yetkinlikleri hakkında başkalarını ikna ederken kullandıkları kağıt parçası. Ya da bu ikna sürecinde birilerinin olaya kefil bile olmadan para kazanmalarını sağlayan araç.

Katılım belgesi? O da sertifikanın amca oğlu aslında. Veren kişinin kendisini daha rahat hissettiği, alan kişinin de neden aldığı hakkında bir fikri olmadan çılgınlarca topladığı “yetkinlik göstergesi olmayan” yetkinlik göstertici araç. Bazı insanlar etkinliklere, kurslara, atölyelere sırf sonunda alacağı katılım belgesi için katılıyor. Orada yaşadığı/yaşayacağı deneyimi arka plana atıyor.

Peki bu sertifikaları, belgeleri, kağıtları neden mi sevmiyorum? Çok basit aslında. Hiç biri günümüzde gerçek amacı ile kullanılmıyor. Hatta durum o kadar vahim bir hale gelmiş ki insanlar deneyimi yaşamayı, öğrenmeyi, tecrübe sahibi olmayı umursamıyor. Çılgınlarca sertifika toplayarak CV’lerini şişiriyor. Peki ya ne uğruna? Gerçekten bu belgelere bir değer veren var mı? Eğer cevap evetse, zannımca bambaşka bir şeyi sorgulamamız gerekiyor.

21.YY’ın ilk çeyreğini henüz bitirmedik. Ama şimdiden pek çok fütürist üniversite diplomalarının bile beş yıl sonra bir anlamı kalmayacağını iddia etmeye başladı. Üniversite denilen kavramın orada yaşanılan deneyim, dahil olunan sosyal faaliyetler, katılınılan projeler ile değer bulduğu açık.

Beraber takım çalışmasında bulunduğunuz bir kişinin gerçek referansı çoğu sertifikanın çok üstünde oluyor zaman zaman. Veya dahil olduğunuz projeler sizi o alanda sırf akademik makale okumuş bir kimsenin çok ötesine götürebiliyor.

Kaldı ki artık öğrenme imkanı çok geniş bir yelpazeye yayıldı. Evde oturup bilgisayar başından MIT’nin aerodinamik derslerine dahil olabiliyorsunuz. Online aldığınız bir kurs ile bir yazılım dilini pek çok yazılım mühendisinden daha detaylı bilebiliyorsunuz. Zaman diplomaların bile anlamsızlaştığı bir geleceğe doğru akıyor. Diplomaların anlamsızlaştığı bir dünya yaklaşırken şu sertifika sevdasından vazgeçmenin vakti gelmedi mi?

Fazla uzatmadan sözü burada noktalayacağım. Dışarıda her gün yüzlerce, binlerce kaliteli ve ücretsiz etkinlikler, deneyim paylaşım ortamları organize ediliyor. Onlara katılmak yerine sırf sertifika veriyor diye paralı kurslara, atölyelere gitmeyin! Emin olun bu işi ücretsiz yapanlar da pek ala basabilirdi katılım belgesi diye bir şey. Ama vizyon farklı.

Sevgiyle kalın, sertifikasız kalın!

Categories: Genel

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

%d bloggers like this: